istanbul'da bir akşamüstü. güneş ufka iniyor, güneşle birlikte gözlere de bir hüzün çöküyor ağır ağır. güneşin rengi sarıdan kızıla döndükçe gözler de kan çanağına dönüyor ağlamaktan.
ve gece... mehtabın yansıması çırpıntılı, karanlık sulara vuruyor. o mehtap, uzaktaki sevgiliyle özdeşleştiriliyor. ve saçının telinden gözlerinin rengine kadar özlenen sevgiliye, o yanık yürekten dumanı tüten bir davet kopup gidiyor.
gel mehtabım gel sevdiğim gel yine
hasret kaldım gözlerinin rengine