bahri senkal kimdir ?

bahri senkal

  1. (3/2/2010 18:29, fitt)
    Facebook'ta paylaş

  2. bakınız cemaati medyasözlük ahalisi yazarımız ne buyurmuş;

    cemaat günah keçisi mi ?

    gülen cemaati”ya da diğer söyleyişle “ çağdaş mevlana hareketi ”

    kim bu insanlar ne yapıyorlar?

    türkiye’nin ve dünya’nın en sevecen en başarılı okullarını açıyorlar.

    çağdaş üniversiteler kuruyorlar.

    güvenilir öğrenci yurtları çalıştırıyorlar.

    objektif habercilik ve tv yayıncılığı yapıyorlar.

    modern hastaneler işletiyorlar.

    milletimizin övünç ve moral kaynağı olan türk dili, edebiyatı ve müziğinin en kapsamlı ve en mükemmel yarışmasını uluslar arası türkçe olimpiyatları’nı düzenliyorlar.

    ülkemizin en kaliteli en çok okunan, gazete ve dergicileri, en güvenilir yayıncılık ve haber ajansları da bunların. eğitimden bilime, sağlıktan diyaloga ve çevreciliğe kadar el atmadıkları saha yapmadıkları güzel iş yok.

    mevlana’nın, yunus’un, hacı bektaşi veli’nin yolundan gidiyor; hoşgörüyü, kardeşliği ve barışı temsil ediyor; aşk, sevgi, huzur ve merhamet solukluyorlar.

    din, inanç, düşünce, ideoloji, ırk ve renk ayrımı gözetmiyor herkese insan gözüyle bakıyor, herkesle tanışmak diyalog kurup kucaklaşmak istiyorlar.

    türkiye’nin ve bölgenin bilimsel ve çok sesli düşünce ve tartışma platformlarını hazırlıyorlar.

    kısacası türk ve müslüman dünyasının yüzünü güldüren en kapsamlı en barışçı eğitim çalışmalarını yapıyorlar.

    aynı çalışmaları yurt dışında dünyanın dört bir yanında da yapıyor, insanlık için “barış adacıkları” oluşturuyorlar.

    görüldüğü gibi insanlığa hizmet edilebilecek bütün sahalara girilmiş. bütün bu enfes çalışmalar, hiçbir kimsenin itiraz edebileceği, karşı çıkabileceği şeyler değil.

    peki, ne oluyor da bu güzel insanların adı birtakım çirkin işlere bulaştırılıyor?

    bunu anlamak hiç de zor değil.

    herkesin ve her kesimin arzu ve takdir ettiği bu kadar güzel işleri yapanları eleştirebilmek için daha güzelini daha mükemmelini yapmak gerek! vatan, millet ve insanlık düşmanlarının hali hazırda böyle bir şeyi yapabilecek halleri de niyetleri de yok ve tabii ki olamaz!

    işte mademki eleştirilebilecek ve yapabilecek bir şey yok o zaman geriye sadece çamur ve iftira atmak kalıyor. bu kadar mükemmel işleri yapan insanları yıpratmak ve bunda da başarılı olabilmek için halkımızın en hassas olduğu ve hemen hemen herkesi ilgilendiren bir konuda karalama yapmak gerek.

    özenle seçilen bu hain planın konusu sınavlardır.

    bu hain planla birkaç kuş vurulmak isteniyor! birincisi bu mükemmel imajı ve güveni bozarak halkın nefretini uyandırıp cemaatin en başarılı olduğu eğitim kurumlarını yıpratmak. diğeri ise cemaat üzerinden türkiye’nin en başarılı icraatlarını yapan hükümeti yıpratmak ve bu güzel insanlarla bu güzel hükümeti ve halkımızı karşı karşıya getirmek!

    cemaat günah keçisi! yap yap cemaata at!

    bilirsiniz, eski ahit’teki kefaret günü ayinlerinde yahudi kavminin günahları masum bir keçiye yüklenerek bir uçurumdan aşağıya atılır ve böylece günahlardan kurtulabilecekleri zannedilirdi.

    eski yunan'da ise günah keçisi olarak insanlar kullanılırdı. atinalılar kendilerine uymayan günahsız bir kadın ve bir erkek seçerek, şölen eşliğinde bütün kusur ve günahlarını bu çifte yamarlar sonra bu çifti kentte döverek dolaştırır sonra da kent dışına götürür ve linç ederlerdi.

    günümüzün hain ve zalimleri de günah keçisi olarak gülen cemaati’ni seçmiş görünüyorlar! her türlü kusur ve günahlarını; millete ve insanlığa adanmış bu güzel insanlara yamamaya çalışıyorlar. böylelikle yıllardır yaptıkları yolsuzluk, hırsızlık ve arsızlıklardan kurtulacaklarını zannediyorlar.

    aslında çok iyi biliyorlar ki kendilerinin zevkle yaptığı bu şeytanlıklar, bu güzel insanların aklından bile geçmez. zira onlar allah'tan çok korkarlar. her türlü haksızlık ve hırsızlıkta bütün insanların hakkı olduğunu ve bunun da asla ödenemeyeceğini çok iyi bilirler.

    yıllar önce otobüs yolculuğunda bir muhasebeciden dinlemiştim. bulunduğu ildeki cemaat kurumlarının hesaplarına bakan bu kişi, okul ve dershane yöneticilerine: “siz fazla dürüstsünüz. bu kadar dürüstlükle bu ülkede bu vergi kanunlarıyla ayakta kalamaz batarsınız. bütün öğrencileriniz resmi. verginizi, sigortanızı, hemen her şeylerinizi tam gösteriyorsunuz. siz saf mısınız? deli misiniz? ne kendiniz doğru dürüst maaş alabiliyor ne de personelinize verebiliyorsunuz. diğer okul ve dershaneler öğrencilerin yarısını bile resmi göstermiyorlar. kâr üstüne kâr ediyorlar. öğretmenlerin çoğunu da kaçak ve korsan çalışıyor. siz herkesi kadrolu ve sigortalı gösteriyorsunuz. maliyeci arkadaşlar bile gülüyorlar. size: ‘bunlar dürüstlük budalası, nesli tükenmiş kelaynaklar’ diyorlar.” dediğinde aldığı cevapla şok olmuş: “siz bizden dinimizi yalanlamamızı mı istiyorsunuz?”

    yine askerdeyken bu cemaatin yurtlarında idarecilik yapmış birisiyle tanışmıştım. doğunun çok soğuk illerinin birinde çalışmış. kendi evlerindeki yiyecek ve yakacakları bile yurttaki çocuklara götürecek kadar sıkıntı çektikleri o yıllarda borçtan dolayı sık sık elektrik kesmeye gelen tedaş görevlisinin: “siz manyak mısınız kardeşim! burada herkes kaçak elektrik kullanıyor. şu çektiğiniz rezilliğe bak. yurt buz gibi! donduracaksınız çocukları. hem bizi hem kendinizi zor durumda bırakıyorsunuz. elektrikle ısınsanıza kardeşim” demesi üzerine konuyu fethullah gülen hoca efendi’ye götürdüklerinde hoca efendinin çok sinirlendiğini ve “bu sözleri duymamış olayım! aklınızdan bile geçirmeyin! yanlış üzerine doğruluk bina edilmez. biz yanlış yaparsak çocuklara gençlere doğruları nasıl anlatacağız? halka ve hakk’a kendimizi nasıl kabul ettireceğiz. eğer bir imam, bir müftü ‘devletin yapamadığı işi siz yapıyorsunuz. kendinize değil millete hizmet ediyorsunuz. devletin elektriğini kullanmanızda hiçbir mahsur yok, caizdir” demiş olsa bile doğru olmaz. zira bugün millet için hırsızlık yapan yarın kendisi için de yapar. şimdi yokluktan dolayı hırsızlık yapan alışır, yarın bollukta da yapar. en önemlisi de devletin malında parasında 45–50 milyonun ve doğacak bebelerin de hakkı var. bunu nasıl ödeyebilirsiniz? kiminle nasıl helalleşeceksiniz” dediğini anlatmıştı.

    hak hukuk konusunda kadar hassas olan insanlar, gençlerin ve ailelerin bin bir masraf ve zahmetle hazırlandığı sınavlarda nasıl usulsüzlük yapabilirler ki?

    bu kadar güzel işler yapan, hep güzel işler yapan bu insanlar nasıl kötü işler yapabilirler ki? hangi vicdan sahibi, hangi insaf sahibi, hangi iman sahibi, hangi akıl sahibi böyle bir şeye inanabilir ki?

    sevgi, saygı, hak, hukuk, adalet, huzur ve merhamet senfonisi besteleyen bu güzel insanlara böyle bir çirkinliği kim nasıl yakıştırabilir ki?

    “islam âleminin en büyük sorunu temsil sorunu”diyen gülen hocaefendi, cemaatinin böyle bir hainliği, böyle bir alçaklığı böyle bir namussuzluğu yapmasına müsaade eder mi?

    erkek kedi yöntemi

    kpss ve lys'deki kopya skandalları, bu kurumlara sızmış ergenekoncularca, hükümeti ve ve gülen cemaatini yıpratmak için yapılıyor.eğer bir suiistimal, bir yolsuzluk, bir hırsızlık varsa bunu bizzat bu iddiaları ortaya atan güçler yapıyorlar.

    tam bir ergenekon taktiği!

    yukarı mahallede kargaşa çıkartıp aşağı mahallede tedbir alma yöntemi ya da kuzuyu yemeye niyetlenen kurdun yukardan suyu bulandırıp sonra aşağıdaki zavallı kuzuya “suyu niçin bulandırdın şimdi seni yemem gerekiyor” demesi gibi. yani yapan da bağıran da kendileri.

    affedersiniz buna “erkek kedi yöntemi” de deniliyor. zira erkek kediler hem tecavüz eder hem de bağırırlar. ösym’ye kemalist, solcu ve ulusalcılar hâkimken ve buraya dindarların yaklaşması bile mümkün değilken bütün hırsızlıklar dindarlara kesiliyor!

    daha beş on yıl öncesine kadar ve özellikle hiç bitmeyen 12 eylül ve 28 şubat süreçlerinde her sene yaklaşık 10–15 bin ergenekoncu elit çocuklarının “mitçi, emniyetçi, istihbaratçı, jitemci” adı altında ya da 80–100 bin dolara sınavsız yerleştirildiğini herkes bilirken medya ve sendikalar neredeydiler?

    gül ve karanfil yetiştirenler sadece gül ve karanfil kokarlar. siz ne kadar lağım kokusu üfleseniz de bu güzel insanlara sinmez. siz ne kadar başka kokular almayı arzu etseniz bile alamazsınız. ama sizin burnunuz başka kokulara alışmışsa o zaman hiçbir güzel kokuyu hissedemezsiniz.




    (13/4/2011 16:04 ~ 13/04/2011 16:10, yoroz)
    Facebook'ta paylaş