bana bir şeyhler oluyor
anlatacaklarım var! vaaz vermek değil niyetim, duyduğumu söylemek. söylemeye değer şeyler duyuyorum zira. belki hayatı daha yaşanır kılmak için ya da belki sade, ama sade anlatmak için... sen anlat dedi tanrı bana, anlaşılsın diye değil, hiçbir mükafat istemeden anlat... çünkü bir mükafattır artık bir anlatıcıya doğru düzgün anlaşılmak! sen anlat dedi... sen sade anlat! umudu hatırlatsın diye umutsuzluğu, çareye yol açsın diye çaresizliği anlat... ders verme dedi kimseye, çünkü hoca denmez öğrenmesini bitirene. çırakları olan bir çıraktır usta, olsa olsa... sen anlat dedi bana tanrı, sen sade anlat
"yapmayın!" diyordu kadın; "o daha çocuk!"
"yapmayın!" diyordu kadın; "o daha çocuk!"
"yapmayın!" diyordu tanrı; "o daha çocuk!"
evet söyledi...
ya da ben duydum...
duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
evet duydum söyledi...
her duyduğumda ağladım...
pek çok ağlayışım sırasında duydum...
kalbim tutanak tuttu duyduklarıma...
"soruldu" dedi, cevap alındı.
"yaşamak" dedi, "tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz."
"zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil" dedi.
"ama yapmayın, o daha bir çocuk" dedi tanrı..
"hic kitap okumayan bir adam niçin merak eder seneye yazılacak kitapları?
bu dünyada bile yaşamayı beceremeyen niçin merak eder diğer gezegenlerdeki hayatı?
geçmiş ve bu gün ne zaman bitirildi de gelecek sorgulanıyor?
işler hala kalleşçe hallediliyor ikili ve uluslararası ilişkilerde...
her ülkenin sinir komşuları dost ve kardeş düşman ülkeler.
doğru düzgün top bile oynayamıyorlar kavgasız!
oyunları savaş gibi görenler savaşı da oyun gibi görüyor elbet..
aynı kadına sevdalananlar birbirini vuruyor, ayni şeyden nefret edenler can ciğer arkadaş..
bir şeyi, bir kadını, bir erkeği ya da bir ülkeyi sevmenin cezası ölümü bile olabiliyor bazı.."
anlatacaklarım var! vaaz vermek değil niyetim, duyduğumu söylemek. söylemeye değer şeyler duyuyorum zira. belki hayatı daha yaşanır kılmak için ya da belki sadece ama sadece anlatmak için... sen anlat dedi tanrı bana, anlaşılsın diye değil, hiçbir mükafat beklemeden anlat