baris tut kimdir ?

baris tut

  1. spor yazarı, çevirmen, kocaman bir adam ve futbol nedir ki isimli kitapların yazarı.
    futbol nedir ki isimli sel yayıncılıktan çıkan kitabında
    "okul dönüşlerinde top oynamak için sokağa çıktığımda kimseyi bulamadığımda ya da doğrudan stada gitme isteği beni ele geçirdiğinde gizli geçidin yolunu tutuyordum. karşıyaka futbol takımı idmanlarını orada yapıyordu. kadri aytaç'ın minik torunuyla şakalaşmasını ya da candan tarhan'ın fiyakalı güneş gözlükleriyle takımını çalıştırmasını sahayı çevreleyen tel örgülerin gerisinden izliyordum. günün birinde sahanın içine girebilmenin hayallerini kuruyordum. bunun için fazla beklemem gerekmeyecekti.
    yağmurlu ve soğuk bir cumartesi günü yine geçidi kullanarak stada girmiştim. tribündeki az sayıda seyirciyi görünce resmî bir maçın oynanacağını anladım. duvardan atlayarak sahanın kenarına indim. şiddetli yağmurun altında yürüyerek büyük giriş kapısına vardım. oradan hiç duraklamadan sahanın girişine dek ilerledim. girişte kimsenin olmamasını fırsat bilerek, son derece sakin bir biçimde sahaya daldım. işte içerideydim ve birazdan gerçek bir futbol maçı başlayacaktı.
    o zamanlar izmir'in 3. lig'deki temsilcilerinden biriydi ülküspor. kırmızı-beyazlı takım lige tutunmaya çalışıyordu. maddi olanaksızlıkların yanı sıra maçlarını oynayacak saha bulmakta da sıkıntı çekiyorlardı. izmir'in diğer yakasının takımı olmalarına karşın başlarını sokacak yuvaları bir süreliğine karşıyaka stadı olmuştu. o gün karşılaşacakları rakipleriyse mavi-beyazlı soma sotesspor'du. böylesi tuhaf isimli bir takımın nasıl tutulabileceğini düşünmüştüm maçtan sonra. en azından bu isimde bir takımı tutmak bana imkânsız görünmüştü doğrusu.
    takımlar birbirlerinin ardından sahaya çıktıktan sonra sahadaki görevlilerden biri yanıma gelerek, görevimin anahatlarını hızla saymaya başladı. duvar tarafındaki ilkel skor tabelasını değiştirecek, kaçan topları hızla kalecilere getirecek, ne olursa olsun sahaya girmeyecektim. talimatlarını başımı sallayarak dinlediğimden olacak, hiçbir soru sormadan uzaklaştı yanımdan. talihin böylesine şapka çıkarılırdı. sahaya ilk girişimde tabelacılık ve top toplayıcılığı yapacaktım. kısmetim açıksa tez zamanda sahada top da koşturabilirdim. heyecandan yerimde duramıyordum. yağmurdan sırılsıklam oluşumun zerre kadar önemi yoktu, zaten farkında da değildim durumumun.
    başlama vuruşuyla birlikte kendimi zevkli bir karşılaşmanın içinde buldum. top bir o kalede bir diğerindeydi. yağmurdan ağırlaşmış zemine karşın oyuncular canla başla mücadele ediyor, bol bol gol pozisyonu üretiyorlardı. ilk yarıda yanılmıyorsam 4 gol olmuştu ve bunlardan birinde top benim bulunduğum deniz tarafındaki kalenin ağlarıyla buluşmuştu. ülküspor, tüm iyi niyetli mücadelesine karşın soma sotesspor'a diş geçiremiyordu.
    ikinci yarıda soma takımı benim kaçan topları topladığım kaleye hücum ediyordu. karşılaşmada tempo yükselmişti, art arda gol pozisyonları yaşanıyor, bunlardan bazıları golle sonuçlanıyor, ben de şevkle tabelanın sayılarını değiştiriyordum. bitime yaklaşılırken skor 5-2 soma lehineydi. mavi-beyazlı takımın bir gol daha bulması durumunda skor tabelasını değiştiremeyecektim, çünkü sayıları gösteren tabelalar beşe kadardı. yerdeki tabelaları tekrar gözden geçirirken, somalı oyuncuların gol sevinciyle haykırdıklarını duydum. golü izleyememiştim. altıncı golü tabelaya işleyememenin derdine deva ararken aklıma iki elimi kullanarak "6" sayısını göstermek geldi. soma'nın renklerini gösteren tabelanın önüne geçtim ve maçın sonuna kadar, kaçan topları umursamadan, ellerimle soma'nın kaydettiği gol sayısını sergiledim.
    görevine sadakatle bağlı duruşum foto muhabirlerinin ilgisini çekmişti. gelip kare kare fotoğraflarımı çektiler. yönümü kendilerine göre ayarlayıp hareketimi biraz daha görünür kılmak için poz verdirdiler. fotoğraf çekiminden kısa bir süre sonra hakemin son düdüğü duyuldu. boynu bükük ülküsporluları teselli eden somalı oyuncularla birlikte, girdiğim kapıdan sahanın dışına çıktım. uçarcasına eve gittim. başıma gelenleri soluk soluğa anneme anlattım. ertesi sabah gözümü açtığımda ilk işim gazete sayfalarını karıştırmak oldu. yeni asır'ın spor sayfalarında buldum fotoğrafımı. ülküspor maçının haberi, maçtan bir görüntü, yıldız tablosu ve en altta skor tabelasının kenarında elleriyle "6" sayısını gösteren bir çocuk vardı. fotoğrafın altında şöyle yazıyordu: "aralıksız yağan yağmura aldırmayan futbol meraklısı çocuk maçın sonuna kadar eliyle tabelanın eksik sayısını gösterdi."
    futbolu oradan hiç ayrılmamacasına, skor tabelasına dönüşebilecek kadar çok seviyordum." diyen futbola *) aşık yazar.

    (1/3/2008 21:20 ~ 01/03/2008 23:47, onurosman)
    Facebook'ta paylaş

  2. 1990 yılında istanbul'daki rock ortamını anlattığı, merkezinde erkin koray'la yaşadığı maceraların olduğu 'ilahi morluk' adlı kitabını bitirmesini heyecanla beklediğimiz yazar.
    (1/3/2008 21:35, onurosman)
    Facebook'ta paylaş