"tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler. bu mu yani?" diyerek tansiyonu yükselten bülent ersoy'un bu sözlerinin izleyicilerin bir kısmından alkış alması şaşkınlık yarattı. sözlerini "bir çocuğun ne demek olduğunu ben sizler gibi bilemem. ben anne değilim, olamayacağım da. ama insan olarak o anaların yüreğinin nasıl cayır cayır yandığını ben anlayamam ama anneler anlar.
"bu devlet için, bu topraklar için, bir kadın olarak ne gerekiyorsa yapabilirim. benim oğlum da aslan gibi yapar" diye konuşmasını sürdüren gündeş, "eğer bunun için kaderde ölüm varsa, alnımıza yazılmış böyle bir şey varsa, onu da yaşayacağız. bunun için şehitler ölmez, vatan da bölünmez zaten" diyerek konuşmasını sonlandırdı. bülent ersoy bu sözlere "'şehitler ölmez vatan bölünmez' hep aynı klişe laflar" diye karşılık verince ortam iyice gerildi. ersoy sözlerini şöyle sonlandırdı: "hep bunu söylüyoruz zaten. çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları, cenazeler... klişeleşmeş laflar..." *
tekrar tekrar izlendiğinde bülent ersoy'un aslında şehit analarına tercüman olduğunu düşündüren açıklama.
evet... ersoy'un büyük bir cesaret örneği sergileyerek ve hatta "vatan haini" damgası yeme riskini de göze alarak yaptığı açıklamadır. bülent ersoy tebrik edilmelidir.
bülent ersoy'un gezdiği lüks caddelerden birinde bir gün bomba patlayacak olsa "nerede bu devlet?" diye ortalığı yıkacağı düşünüldüğünde, söylediğinin sadece "skandal" olarak nitelenebileceği durum.
kimse seve seve "ölsün"diye yollamıyor evladını herhalde.
sen, ben, o yollamazsak:
(bkz: çocuğumu teröre kurban verebilirim)
bu ülkenin popüler insanları da artık doğruları haykırmalı.
medyada çok fazla yer bulabilen bülent ersoy ve diğer şöhretler doğruları söylesin ki ses getirsin.
doğrudur, kimse çocuğunu savaşta göz göre göre ölsün diye dünyaya getirmez. eğer ki bu bir vatan borcuysa ve ödenmesi gerekirse, yapılır; ama herkesin eşit şekillerde yaptığı takdirde.
bakan çocukları, başbakan çocukları kendi evlerinin önünde, ellerinde çay- sigara askerlik yaparken, ahmet'in, mehmet'in çocuğu, allah'ın dağında sonunun ne olduğunu bilmeden, sırf o koltukta oturan insanlar birşeyler başarmış gibi görünsünler diye operasyona gidiyorlar.
sonra da her televizyon kanalında gözü yaşlı insanlar çoluk çocuğunun arkasından "vatan sağolsun" diye feryat ediyor. birkaç bakan, aileleri göstermelik ziyaret ediyor, hepsi bu. eğer ki asıl mevzu gerçekten vatansa ve onun bütünlüğüyse, gönderin bakalım koltuk delikanlılarının çocuklarını oraya da, asıl ondan sonra "vatan sağolsun" desin herkes gönül rahatlığıyla.
her ortamda ve kameralar önünde dini ritüelleri dilinden düşürmeyen bülent ersoy'un şehadetin yer yüzündeki en yüksek mertebe olduğu düşünüldüğünde kendi ile çeliştiği açıklama. ersoy'un açıklamalarının bir benzeri, oğlu şehit olan izmirli bir aile tarafından, 'vatan sağolsun diyemeyeceğim' sözleri ile yansımıştır. acı ile içi yanan ailenin durumu anlaşılırken, bülent ersoy'un neresinin yandığı merak uyandırmıştır.
pkk çıktığından beri popülist söylemlerle dile getirilen "vatan borcu", "ödenir", "şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganlarıyla oyalanan ülkemde şaşırtıcı açıklama.
yukarıdaki sloganları attın mı alkış alırsın pohpohlanırsın.
ben zorunlu askerliğe kökten karşıyım. bu beni vatan haini mi yapıyor? ben 5 ayımı gidip helak etmektense mesleğimi yapmayı tercih ediyorum, ayıp mı? bırakalım askerliği profesyonellere. 20 yaşında genci 45 gün eğit (askeri okullar 4 yıl... 45 günde ne öğrenebilir hiç bilemiyorum) sonra sür pkk'nın üstüne. bu akıllıca mı?
şehit olan askerlerimizin çoğu erdir arkadaşlar. ve ne için?
bülent ersoy'a katılacağımı hiç düşünmezdim ama katılıyorum. birilerinin çıkıp bunları söylemesi gerekiyordu artık.