arkadaşımız etyen mahçupyan 21 nisanda taraf'ta yayımlanan "saylan güzellemesi" başlıklı yazısında, "saylan'ın 'iyi' bir insan olmasından hareketle, darbeci olmayacağı"nı söyleyenlerle hesaplaşıyor, onlara şu hatırlatmalarda bulunuyordu:
"bugün saylan güzellemesi yapanların kaçamayacağı bir gerçek var: türkan saylan her yaptığını ideolojik olarak anlamlandıran ve militanca yapan biri. herhalde akli melekelerinin zayıflığını öne sürecek durumda da değiliz. kriminal bir eylemin parçası olmayabilir ama bir örgütün başında ve o örgütün içinde de kriminal suça yakınlaştığı anlaşılan insanlar bulunuyor."
devamla ve türkan saylan'ın evinin aranmasından iki gün sonra sarf ettiği "ülkemizi sattırmayız, böldürmeyiz" sözlerinden hareketle:
"bilemiyorum saylan güzellemesi yapanlar bu sözleri nasıl 'duydular'... ülkeyi sattırmamak ve böldürmemek üzerinden giden kaba, yüzeysel ve arkaik söylemin yıllardır devletçiliği ve inceden inceye faşizan bir tahakkümü beslediğini bilen aydınlarımız, kendilerini nasıl hissettiler... amacını karşı devrimi durdurmak olarak tanımlarken, toplumsal çoğulculuğa, demokrasiye, özgürlüğe ve hatta değişime karşı duran bu zihniyete destek vermiş olmanın sıkıntısını yaşadılar mı..."
yazıyı okumuş, fakat hiç üzerime almamıştım. ertesi gün (22 nisan), etyen'in iyibilgi.com sitesindeki sözlerini okuyunca yanıldığımı anladım:
"bugün saylan'ı savunanlar saylan'ın eskiden söylediği sözlere baktıklarında ne hissedecekler acaba? alper görmüş bugünkü yazısında ufak bir dönüş yapmış, bir röportajdan küçük bir alıntı koymuş. orada açıkça darbe isteği var. saylan'ın darbe isteği yadırganmıyor da, ergenekon ilişkisi mi yadırganıyor? bize çok benzeyenlerin ergenekon ilişkisinde olmaları rahatsız ediyor bizi..."
başkalarını bilmem, ben on ikinci dalgadan bu yana, hemen bütün televizyon kanallarında, "bize çok benzeyenlerin ergenekon ilişkisinde olmaları"nda neden şaşırtıcı bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
etyen'in beni de "güzellemeci"ler arasında saymasına yol açan yazıma (17 nisan) gelince... o yazıda "türkan saylan gibi birinin darbeci bir zihniyette olamayacağını" ima eden tek bir cümle bile gösterilemez. ben sadece, istismar edileceği apaçık böyle bir ev aramasının göze alınabilmesi için savcıların elinde çok güçlü deliller olması gerektiğini dile getirdim. tersi durumda ortaya nasıl bir manzaranın çıkacağını önceden kestirebilmek için müneccim olmak gerekmiyor. böyle bir şeyin bir daha tekrar etmemesi için, davanın sağlığı için eleştiri hakkımı kullandım. buna hakkım yok mu?