firat haber ajansi'nın web sayfasında 'bkm'nin mutfağindan irkçi kokular yükseliyor' başlıklı analiz dikkat çekici. erdem can imzalı yazıda bkm'nin 'kürt halkını aşağıladığı' iddia ediliyor.
bkm'nin mutfağindan irkçi kokular yükseliyor
kürdistan fonunda çekilmelerine karşın kürt sorununu "pas" geçen ancak sınırlı da olsa gerçeklik arayışı barındıran üslupları ile seyirciden o güne kadar görülmemiş bir ilgi gören vizonteleler'in yapımcı firması bkm'nin son iki filminin aynı ilgiyi görmemesi dikkat çekici.
her iki filmde de gerçek hayattan seçilen karakterlerin sıcaklığına karşın, kurmaca karakterlerin (birinci filmdeki trt ekibi, ikinci filmdeki karakol komutanı tipi, vb) sahicilikten uzaklığı, izleyende yarım bir duyguya neden oluyor. yine de iki filmin kotarılmasında da hissedilen sinema yapma kaygısı ve çekildikleri dönemde birer ilki temsil etmeleri toleransla karşılanmalarına yetti. ancak görünen o ki, bkm seyircinin bu hüsnü kabulünü istismar edince ilk iki filminde gördüğü toleransı son iki filminde bulamadı. bu açıkça, seyircinin bkm yapımlarına sinemada verdiği karşılıksız krediyi geri aldığı biçiminde yorumlanabilir.
elbette seyircinin bu tavrı tesadüfî ya da konjonkturel bir geri çekilme değildir. görünen o ki gerçek seyircisi son derece bilinçli bir biçimde bkm'ye olan tepkisini göstermektedir.
bunun ilk işareti, bkm tarafından bir televizyon kanalında yapılan çok güzel hareketler bunlar adlı sahne gösterisinin kullandığı cinsiyetçi homofobik dil nedeniyle hormonlu domates anti-homofobi ödülü'ne "layık" görülmesi olmuştu. son derece sağ, cinsiyetçi bir bakışla, eşcinsellik durumunu alay konusu haline getiren erkek egemen söylemiyle öne çıkan çok güzel hareketler bunlar ekibi ancak bu tepkinin ardından içselleştirdiği bu bakış açısının farkına varabilmiş ve kamuoyundan özür dilemek durumunda kalmıştı.
içselleştirdiği ideolojik söylemi farkında olmadan kullanacak durumdaki bkm ekibinin son iki filmi de ırkçı söylemi nedeniyle gişede umduğunun çok gerisinde kalarak seyircisi tarafından adeta cezalandırıldı.
çok film hareketler'de nefret söylemi...
kronolojik olarak sondan başa doğru gidersek, bkm'nin bir televizyon kanalında yayınlanan çok güzel hareketler bunlar'dan yola çıkarak oluşturduğu bir sinema filminden ziyade youtube videolarını andıran son yapımı çok film hareketler bunları kısa süre önce internette yayınlanınca izleme şansı buldum. bkm bir önceki filminde yaşanan gişe başarısızlığından gereken sonuçları çıkaramamış olmalı ki çok film hareketler ırkçı ve nefret söylemiyle bu alanda yeni bir pozisyon ediniyor.
çeşitli parçaların bir araya getirilmesinden oluşan çok film hareketler'in, "sivrisinekler" başlıklı bölümünde, kendi içinde tartışmaları olsa da birlikte aynı yatakta yatan bir çifte, babalarının zorlamasıyla annelerini öldürdükleri gerekçesiyle musallat olan iki sivri sineğin de kürt olmaları ve bunun ısrarla altının çiziliyor olması bir tesadüf olmanın çok ötesinde bilinçli bir tercihi işaret ediyor. zira, üç sivrisineğin uyumakta olan çifte, "saldırmadan" önce kürt halk dansı şexani oynamaları bölümde anlatılan ilişkinin kürt savaşına göndermesi olarak ortaya çıkıyor. burada, kürt "sivri sinekler" intikam gibi "ilkel bir duyguyla" insanlara saldırarak kan emmektedir. resmi söylemin kürt özgürlük hareketine yönelik saldırgan söyleminin bir parçası olan, "kan emici" söylemi ile burada kullanılan, "kürt sivri sineklerin" kan emme sahnesi ile kurulmak istenen analoji, kendiliğinden nefret söylemini de beraberinde getiriyor.
nitekim bölümün sonunda, uyumakta olan "ev sahibi" konumundaki erkek elindeki terlikle iki "kürt sivri sineği" çok sert bir vuruşla duvara yapıştırıp öldürüyor. hayvanların kişileştirildiği bir çok benzer örnekte hayvanların öldürülme sahnesi görünmezken (animasyonlar dahil) çok film hareketler bu sahnesiyle de muadillerinden ayrı bir dil yaratma çabasında olduğunu gösteriyor. çok film hareketler'e göre ev sahibi saldırgan, "kürt sivri sineklerini" yok etmiştir, olması gereken de budur.
öte yandan, burada "kürt sivri sinekleri" canlandıran kürt oyuncularla, bir önceki film neşeli hayat'ta karikatürize edilen kürt yurtseverleri canlandıran oyuncuların aynı kişiler olması bu ekibin kürtlere ve kürt meselesine bakışına da ışık tutuyor.
senaryonun antromorfik ideolojik bakışı skeçlerin tümüne hakim olan hiyerarşik dizimi de gözler önüne seriyor. üç yüz günübirlikçi başlıklı bölümde, kilyos halk plajına gelen, halktan kaçan sevgililer söylemiyle, mine kırıkkanat'ın radikal gazetesi'nden kovulmasına neden olan ırkçı söylem bir kez daha hortlatılıyor. burada, plajlara ancak günübirlik gidebilen alt sınıf insanlarının davranışları, abartılı görsellikle yadırganırken, neşeli hayat'ta yoksulları anlatmaya kalkışan bkm'nin faydacı, "sanat anlayışı", "takdire şayan."
neşeli hayat'ta ırkçı söylem...
istanbul'un yoksul bir semtinden insan manzaraları anlatmaya çalışan neşeli hayat, her haliyle yoksulların dünyasından çok uzaklaşmış, bir grup iş erbabının çabası olarak çıkıyor karşımıza. yoksulluğun anlatılmak istenen hikayeye bir fon "malzemesi" edildiği filmde, kontrol öylesine kayıyor ki filmin yoksul kahramanının yoksulluğundan ziyade, aşçılık geçmişinden hareketle "gurmeliği" öne çıkarılıyor. film öyle bir hal alıyor ki, yoksul rıza'nın evinde, karısı ve kayın biraderi arasında yokluktan ziyade ne yeneceği ve ne zaman yenmesi gerektiği daha çok öne konu oluyor.
çekmek üzere yola çıktığı yoksulluğa yabancılaşmış film ekibi, filmin iki kürt karakteri üzerinden öykünün dokusu içinde hiç yeri ve gereği olmadığı halde bir söylem geliştiriyor. sıradan bir kadın erkek klişesine sığınan film buradan hareketle, kullandıkları terminolojiden kürt yurtseveri oldukları anlaşılan iki kardeşe, filmin "gerici" unsuru kürt babanın yanında yer aldırarak, kürt yurtseverlik durumunun politik, ideolojik tavır alışının da içini boşaltmaya çalışıyor. film ayrıca, türkiye'de son on yıldır kürt hareketinin geldiği düzey itibariyle sürdürülen mücadelenin yarattığı kürt fenomeninin içini boşaltma çabasına soyunuyor.
piyasada var olan televizyon dizilerinde ve filmlerde, kürtçe bilmeyen oyuncularla kürdistan'ın hiçbir yerine ait olmayan bir türkçe diyalekt üzerinden komiklik zorlanarak kürtlük karikatürize ediliyor. ancak, neşeli hayat'taki trajedi, filmin kürt karakterlerinin gerçekten kürt oyuncular tarafından canlandırılmasına karşın, onların kullandığı türkçe üzerinden ucuz bir komiklik arayışına girilmesidir. işin en vahim yanlarından biri de söz konusu rolleri oynayan kürt oyuncuların buna çaresiz boyun eğmeleridir.
türkiye gibi, yapısal adaletsizliklerden kaynaklı bir çok sorunu olan ülkelerde sanatta mazlumdan yana taraflı duruş çözüm üretmede son derece etkili olurken, türkiye'de bu faydacı yaklaşım ortaya çıkan "şeylerin" sanatsal bir kimliğe bürünmesini de imkansızlaştırıyor. politik olmama, sorunlara ideolojik yaklaşmama adı altında egemen iktidar söylemini yeniden bir kez daha üreten bu çabalar, kendi bağlı olduğu egemen ideolojinin korumasına yaslanıyor.