bu kadar fanatizm ayiptir nedir ?

bu kadar fanatizm ayiptir

  1. herhalde biliyorsunuzdur, ama bir kez daha yazayım: fenerbahçeli'yim. galatasaray ve beşiktaş takımlarının bugünkü taraftar sayısı sizleri aldatmasın; bizim hayata gözlerimizi açtığımız dönemde her yeni doğan erkek çocuk fb'li olarak doğar, bazısı sonradan gs veya bjk taraftarı haline dönüşürdü.

    fenerbahçeli olduğum halde taraftarlık bilincim takımım kötü oynadığı zaman içimdeki utanç duygusunu bastıramıyor. rakip bellediğim takımlar iyi oynadığı zaman gönlüm onlara kaymıyor, ama tuttuğum takım bir de kötü oynadıysa utanç hissim daha da koyulaşıyor...

    galiba az sayıdaki 'fanatik taraftar' dışında çoğu futbolsever de benim durumumda; tuttuğumuz takımdan vazgeçmiyoruz, ancak taraftar kimliğimiz güzel ve doğruyu gördüğümüzde takdirden geri durmuyor... ligte veya kupalarda işi kötü giden takımımızın durumuna üzülüyoruz, başarılı rakibimiz gibi olmayı içten içe diliyoruz.

    futbol gibi fanatizm üreten bir alanda bunu beceriyoruz da, neden siyasette daha farklı davranışlar sergiliyoruz? tuttuğumuz, oyumuzu verdiğimiz, üyesi olduğumuz siyasi partiyi 'iyi günde de kötü günde de' desteklemek zorunda mıyız? partimizden vazgeçmesek de (hem vazgeçsek ne olur?) iyi bir iş yaptığını, daha doğruyu savunduğunu, ya da bir vahim yanlışa karşı çıktığını, bir kötülükle mücadele ettiğini gördüğümüz rakip partinin hakkını neden teslim edemiyoruz?

    yoksa parti fanatizmi futbol fanatizminden daha mı koyu ülkemizde?

    biraz öyle ve bunun da tarihi sebepleri var. bizde parti etiketleri futbol takımlarından farklı olarak aile içerisinde ediniliyor daha çok; chp'li bir anne-babanın çocukları çoğu kez chp'li oluyor. sağda daha çok 'chp-karşıtlığı' bir kimlik değeri taşıyor ve chp'ye karşıt siyasi kimliğe sahip ailelerin çocukları da bu tavrı tevarüs ediyorlar.

    geçişlilik neredeyse yok gibi... çok uzun yıllardır chp yüzde 30 kadar bir oya hükmediyor; tabanı tatmin edemediğinde chp'ye oy verebilecek seçmen sandığa gitmiyor ve partinin oyu düşüyor... mevcut yüzde 70'den tatminsizler düşüldüğünde kalan oy 'sağ partiler' arasında bölüşülüyor... sağdan sola soldan sağa geçiş galiba bizde fazla olmuyor.

    şu bile söylenebilir: çeşitli sebeplerle iktidardaki 'sağ' partinin politikalarını benimser görünen 'sol' veya 'eski sol' fikir sahipleri bile, sandık ortaya konduğunda, oylarını verecek kıytırık da olsa bir sol parti buluyorlar.

    konu üzerinde 'şimdi' düşünmemi sağlayan ak parti'nin kısa süre önce başlattığı 'demokratik açılım' ve 'ermeni açılımı' girişimleri oldu. her ikisi de 'muhafazakâr' kimlikli bir partiden çok 'sol' gelenekten gelen bir siyasi partiye yakışırdı bu girişimlerin... ak parti hükümeti sağ gösterip sol vurmaya kalkışınca, yani solun savunduğu doğru bir tavrı benimseyince, 'sol' hareket birdenbire 'ofsayta' düşüverdi.

    en aşırı futbol fanatiğinden de aşırı bir siyaset fanatizmi var ülkemizde; takımını değiştirmeden de rakip takımların iyi oyununun hakkını teslim edebiliyor bir futbolsever, alkışlamasa da içinden takdir ediyor. siyaset fanatiği ise bunu yapmadığı gibi, belki fikrini etkiler diye, girişimlerin kendisiyle konuşulmasını bile istemiyor; "gelelim, görüşelim, siz yine bildiğinizi okuyun" teklifine dahi kulak tıkıyor.

    fanatiğin en aşırısı, rakip takım oyuncularından oluşuyorsa milli takımın başarısını bile istemez; bunların durumu da onlar gibi...

    ayıp yahu!

    fehmi koru / yeni şafak
    (22/9/2009 13:54, fitt)
    Facebook'ta paylaş