ahmet mete ışıkara hocamıza, sevimliliğinden ötürü verilen bir isimdir ancak bir insana şirinliğinden ötürü bir doğa felaketinin isminin verilmesi de ayrı bir ironidir.
deprem profesörleri/
fay hattı gibi kırılarak, 99 yılında yaşadığımız acı ile ortaya çıkan ayrı bir medya felaketi. 4.0 şiddetinde olan herhangi bir depremde, genelde haber kanalların stüdyolarında demirbaş havasında takılırlar. işi gücü olanlar yayına telefon ile bağlanır. söze "ben demiştim" diye başlarlar ve erman hocanın elle atılan herhangi bir golü yorumladığı dokuda, 4.0'lık zelzeleyi keyifle, uzun uzun anlatırlar. aralara geçmiş depremlerden "yaşamdan dakikaların hıncal uluç'u" havasında rakamsal veriler serpiştirirler. en meşhuru, ülkede zamanında noel baba gibi karşılanan deprem dede ahmet mete ışıkara'ydı. güven veren, her an enkaz altında kalsakta gelip el uzatacak bir sıcaklıktaydı. ulan az daha bize depremi sevdiriyordu mu ne? keşke sallansak da akşama "zelzele dede" canlı yayına çıksa bağımlısı olmak üzereydik, zelzele baba bir inşaat şirketine ve belediyeye danışman oldu. noel dede inandırıcılığı kayboldu bu hareketiyle. onun gösterdiği fay hattı, açtığı yolda hiç durmadan hala yürüyen zelzele yorumcuları bulunmakta. zaman zaman kendi aralarında polemikler yaşamaktalar. tartıştıklarında gülben-hülya, recep-deniz ayarında basına malzeme verebilirler.