o yüzden aklı bir karış havada tatlı tatlı uçmaktadır izmir; siyaset hep
biraz aşağıda kalır.
şair "izmir'in denizi kız, kızı deniz/ sokakları hem kız hem deniz kokar"
demiş ya, izmirlilerin burnu hassastır o yüzden; siyasetin kötü kokularıyla
hayatın güzel kokularını ayırt etmeyi bilir.
ve on yıllardır siyasal iktidarlardan ciddi destek görememesine karşın hâlâ
"ege'nin incisi"dir.
ya izmirli? o da her sıkıntıda istiridye gibi içine kapanıp karanlığa
gömülmeye yatkın bir toplumun içinde inci gibi parıldar.
kavgacı değil dalgacıdır izmir...
ortalık her gün ciddi çatışma-bölünme kıvılcımlarının ateşini söndürmeye
çalışırken o hâlâ "35 mi 35 buçuk mu?"ya takılmış gönlünü eylemektedir.
terbiyesiz değil ama yaramazdır izmir.
heyecanı ve heyecan yaratmayı sever; o yüzden cem uzan'ın genç parti'sine
ülke barajının çok üstünde oy vermiştir.
korkak değil keyifçidir izmir.
o yüzden ne istanbul'un gündelik hayat şiddetine ne de ankara'nın bürokratik
direktiflerine geçit verir.
***
kim demiş izmir gavurdur diye?
ömrü upuzun ve alabildigine renkli bir şehirdir.
neden bozkır kasabaları gibi tek bir hikâyesi olsun!
hatta bu renkli yelpazede neden izmirli ismail hakkı'dan kestane pazarı'na
kadar onca şey unutulsun!
hayır, izmir gavur değildir ama 72 milletle dosttur.
***
ben de biraz uzaktan, biraz yakından gözleye gözleye anladım ki...
izmir'in özel ve güzel özelliklerine bakarak onu "solun kalesi" olarak
değerlendirip yan gelip yatan sosyal demokratlar da, yakışıksız
yakıştırmalara gönderme yaparak oy isteyen muhafazakârlar da şu konuda
yanılıyor.
bu şehirden aslında her partiye oy ve iktidar çıkar.
ama içinde sevinç barındırmayan sevgilere; dostluk kisvesi altında hesapçı
alışverişlere "iş" çıkmaz...
***
şimdi istanbul mecidiyeköy'de oturmuş, soğuk, puslu bir istanbul öğle
sonrasında bunları yazıyorum.
önümdeki ekrana başbakan'ın dünkü gafı üzerine izmir'deki diğer partilerin
temsilcierinin tepki konuşmaları düşüyor sürekli...
onların lafları da nasıl cafcaflı!
hepsi fırsat bu fırsat "malı götürme" hevesiyle öyle tepkisel laflar
ediyorlar ki, her biri ayrı ayrı gaf sayılabilir.
halbuki kulağıma uzaktan uzağa kordon'dan bir kahkaha geliveriyor sanki!
karşıyaka iskelesinin oralarda biri, içine limon sıktığı midye dolmasını bir
çırpıda ağzına attıktan sonra bıyıkaltı gülümsüyor.
bornova'da üniversiteye yakın bir kahvenin garsonu bir yandan televizyondaki
haberlere bakıyor bir yandan da yamuk duran sandalyeleri gacırdatarak
düzeltiyor.
hepsinin de içinden tek bir laf geçiyor, eminim: "atma be recep, din
kardeşiyiz!"
halkı koyun gibi gütmeye alışmış örümcek beyinli politikacaların güdülecek koyun olmayan, çağdaş, demokrat, ilerici, laik izmir halkına attıkları çamur.
osmanlı dönemlerinde başlayan bir ayrımdır.osmanlı halıknın büyük çoğunluğu kale içinde dolaylarında yaşamaktadır.bugünkü sahil boylarında genelde sanatla uğraşan yabancı kökenli gayrimüslim halk yaşadığından dolayı izmir'in bu kesimlerine verilen addır.
buradaki gavurluk o insanların müslüman olmamasındandır.günümüzde böyle bir ayrımın her şeyden önce kendi dindaşına yapılması sözkonusu olamaz.
herkesin dini kendine!
(bkz: din üzerinden siyaset yapmak)
bu gavur izmir tanımlaması başbakan söylemeden yıllar önce zaten vardı,şimdi o yaratmış gibi gösterilmesi tam bir cehalet. ayrıca izmir in gavur olması izmire yakışıyor yaşasın gavur izmir.