gittiği toplantıda, elinde kağıdı, kalemi olmayan, sağdan soldan, "kalem var mı?" diye sorup kalem kağıt arayan, kimi zaman kalemi olup yazacak kağıdı bulamadığında eline koluna not alan kişi.
"düzenli bir şekilde, günlük yahut süreli bir yazılı, sesli, görüntülü veya elektronik basın ve yayın organında, kadrolu, sözleşmeli ya da telif karşılığı haber alma, işleme, iletme veya görüş, fikir belirtme görevi üstlenen ve asıl işi ve başlıca geçim kaynağı bu olup, çalıştığı işletme ile ilgili yasalar karşısındaki konumu bu tanıma uygun olanlardır. "
(bkz: turkiye gazetecileri hak ve sorumluluklari bildirgesi )
ingiliz parlamento üyelerinden allan clark'a göre "özel hayatlarında sefil, başarısız, kariyerleri sallantıda olan; alkol, sigara ve uyuşturucuya aşırı bağımlılıktan muzdarip insanlar."
üniversitede iletişim fakültesine bağlı gazetecilik bölümlerini kazanan öğrencilerin ortak kaderi...
babaanne: nereyi kazandın oğlum ?
.......: gazetecilik babaanne...
babaanne: ah be evladım gazete satmak için o kadar emeğe, gurbetlerde okumaya, paralar dökmeye değer mi ?
.......: görüşürüz babaanne...
kadim zamanlarda; ne pahasına olursa olsun gerçeklerin peşinde koşan, görevinin getirdiği sorumlulukların bilincinde, gerekirse hayatlarını tehlikeye atacak kadar cesur, tarafsızlığı ekstra bir erdem olarak görmeyip içselleştirmiş, 7/24 göreve hazır, zorluklardan yılmak bir kenara görev ne kadar zorluysa işini o kadar coşkuyla yapan, gerekirse bir dosya üstünde senelerce yılmadan, sabırla çalışan, görev uğruna hırpalanmayı, yaralanmayı hatta ölmeyi bile göze alan, meslek aşkıyla tüm olumsuzluklara seve seve katlanan bir çeşit süper kahamandı gazeteci denen insan.
şimdi; nerelerde gezdiğini, hangi mağazadan ne aldığını, kimle yattığını, ne yediğini, ne içtiğini yazan-çizen insanlara gazeteci diyoruz. ne ala...