gazeteciligin temel ilkeleri yok ediliyor nedir ?

gazeteciligin temel ilkeleri yok ediliyor

  1. ntv genel yayın yönetmeni ömer özgüner'in medyadaki kutuplaşma ile ilgili açıklaması.

    detay;
    'başkasını seviyorum' isimli kitabıyla edebiyat dünyasına adım atan ntv genel yayın yönetmeni ömer özgüner'in akşam'da çıkan röportajının ilgili bölümü...

    - bir haber kanalı yönetiyorsunuz ama ilişki kitabı yazdınız...
    yazmaya başladığımda burada program müdürüydüm. ntv'nin iyi yanı türkiye'nin kanalı olması ve bu da türkiye'nin meselelerinden biri... gün gelir daha politik bir şey yazarım.

    - son dönemde gazete ve televizyonlarda taraflılık tartışmaları yaşanırken ntv, herkese eşit mesafede durmakla eleştiriliyor; bunu nasıl buluyorsunuz?
    işte bu türkiye'nin kafa karışıklığından kaynaklanıyor! kamplaşmalarla yaşayan bir ülke burası, son 40 yıla bakın, hep bir şeyler ve bir şeyciler var. aslında bu herkese eşit mesafe zor kurulan bir denge... herkes kendinden yana ve aynı zamanda tarafsız olmanızı istiyor.

    - merkez medya, yandaş medya ayrımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
    'hemen tarafını belirle' diyorlar. halbuki belirlediğiniz anda gerçekten dışlayıcı oluyorsunuz. biraz orada, biraz burada durarak da bir denge sağlanamaz. herkesin yaşama hakkı var, sadece birbiri üzerinde tahakküm kurmamaları koşuluyla. türkiye'de neden 'daha muhafazakar medya' olmasın? olsun, ama o muhafazakar medya diğerlerine tahakküm çabasına girince sorun başlıyor. burada önemli olan eşitler arası bir ilişki kurabilmek. gazeteciliğin temel kuralları işlediği sürece sorun yok. gazeteciliğin temel ilkeleri yok ediliyor, asıl kaygım bu.

    - bahsettiğiniz eşitler arası ilişkide hükümete yakın olmak ya da uzak olmak eşitliği bozuyorsa ne yapılmalı?
    medyanın tanzim edilmesi ve bizim de bu şüphelerle yaşamamız tabii ki hiç sağlıklı değil. ama bu ilk kez olmuyor. gerçekten bağımsız ve tarafsız olan gazeteler ve gazetecileri vareste tutarak söylüyorum: herkesin gazetecilik yapmaya hakkı var ama kimsenin manipülasyon yapmaya hakkı yok. bu basit gazetecilik kuralında buluşulursa öbürleri turnusol kağıdı gibi açığa çıkar. bir ergenekon haberinin en somut olanının bile iki ayrı şekilde algılanıp iki çok farklı haber olarak sunulması türkiye'nin nasıl bir yarılma içinde olduğunu gösteriyor. bu bir hükümete bağlanamaz, gazetecilerin bu tavırdan uzaklaşması lazım.

    - tasfiye listeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
    bir liste olması bana çok ürkütücü geliyor. istek olabilir ama sonuç olmayacaktır. türkiye nelerden geçti, bunlar da aşılacaktır.

    - iyimserliğinizin sebebi televizyoncu olmanız olabilir mi? gazetelerde tartışmalar daha hararetli yürüyor...
    olabilir; televizyonun herkese ulaşması özelliğini bir kenara bırakırsanız gazetelerin haber vermenin yanı sıra köşe yazarlarının yorumları nedeniyle daha başka türlü bir belirleyiciliği var.

    medyatava'yi okumadiğim günler oluyor
    - bir internet siteniz var...
    medyatava'nın 4 kurucusundan biriyim, ama bugün artık bizim kuruculuğumuzu aştı. 10'a yakın editörü var. bazen girip okumadığım günler oluyor. medyatava bir ihtiyacın ürünüydü. bir dönem günlük ziyaretçi sayımız 100 bini buluyordu.

    - 100 bin medya çalışanı olmadığına göre, vatandaş ne buluyor medya dedikodusunda?
    bilmiyorum, gelen mail'lerden a+ bir kesim olduğunu söyleyebilirim. medyaya meraklı insanlar. artık medya kendisi de haber değeri taşıyor; gazeteciler de haber oluyor. transferler, işten ayrılma haberleri merak ediliyor; bir tür sosyal kulüp gibi medyatava.

    - ahmet hakan'la ertuğrul özkök umreye gittiler ve bunu yazı dizisi yaptılar, nasıl buldunuz?
    vakaya bakmak lazım. ramazan'da gittiler; yaşar nuri de, müjde ar da gidip yazsaydı ilgi çekerdi. yaklaşımım daha çok yapılan işle ilgili, ben de bir roman yazdım, konuşuluyor... bunun için özel tasarlanmış ve ayarı kaçmış şeyler ayrı ama bu tür haberler bana çok normal geliyor.

    - ayşe arman'ın resimlerinin ayarını nasıl değerlendirdiniz?
    ayşe arman soyunarak bir mucize gerçekleştirmedi; zaten böyle bir insan ve gayet de yakışmış. ayşe beni hiç şaşırtmadı ama o hareketi nuray mert yapsa şaşırırım. onu da eleştirerek şaşırmam, hoşuma gider de şaşırırım. şimdi ayşe'yi eleştiren ve kızanların böyle bir teklif kendilerine gelse hayır diyeceklerinden de emin değilim.

    - can dündar'ın sevgilisiyle yakalanması sizce haber mi?
    ertuğrul özkök ile ahmet hakan'ın umreye gidişini haber olarak görmeyenler bunu görüyor; işte bu çelişki. bu olay benim açımdan haber değil; bu haberi yapmamak, habercilik etiği açısından bir kayıp olmazdı, bu nedenle de görülmeyebilirdi.

    - serdar akinan bu olay üzerine eşini aldatmayan gazeteci yok olarak özetleyebileceğimiz bir yazı yazdı. sizce gazeteciler aldatmaya daha mı müsait?
    böyle meseleler mesleklere indirgenmez. herkesin başına gelebilir. can dündar gerekli açıklamayı yaptı ve 'evet aşığım' dedi. bu fransa cumhurbaşkanı sarkozy'nin de başına geldi...

    - o romantik yazıların yazarı olduğu için belki bu kadar şaşırtıcı olmuştur...
    can dündar bir dönem öyle hissediyor ve öyle yazıyordu. şimdi yaşananlar can dündar'ın romantikliğine gölge düşürmez. bu belki vefa duygusuyla ilgili bir konu olabilir ama onu da karısıyla konuştuğunu söylüyor, benim için kendisinin beyanı geçerlidir.

    gülay altan / akşam
    (21/9/2009 16:49 ~ 21/09/2009 16:51, fitt)
    Facebook'ta paylaş