hiç bir zaman sevemediğim, duruşu, sesi ve fiziği ile asla sıcak gelmeyen, nasıl oyuncu olmuş dediğim kişi..
ki gerçekten büyük işlere imza atmışlığı da yoktur..
yazdılklarım, bence'dir..
arabasıyla polis barikatine takılan bir türlü kurtulamayan ve bizden kaçmaza yakalanan ihtiyar kişi... bir şehir efsanesi de halil ergun için "adı taksim meydanında etek giyimiş haliyle afişlenmiş bir ünlü ile yasak aşk yaşamıştı... " der
büyük oyuncu, hangi dizide baba rolü verilse o diziyi tutturabilecek sıcak insan. gençliğinde memleketi iznik'te çiftçilik yapmış, hala zaman zaman gidip bağı bahçesiyle ilgilenen emekçi, sosyal demokrat. hiç malzeme yapmamasına rağmen özel hayatı didiklenmeye çalışılmaktadır.
her hafta dizisini izlerken kendisine defalarca yeniden ve gönülden vurulduğum insandır. kasdım iyi ki bu hayatta o'da yaşamaktadır. " toprağa dönmem gerek" diyor yeniden. çok manzum bir istek gibi geldi bana geri planı bu kadar sağlam bir adam için. toprakta çalışmaktan buraya gelmiş ama öğrenmemiş elleri, yüzü, ifadesi hayatın kaypaklığını. kendine yeni rütbeler bulan insanlardan olmamış iyi ki. "insanda en katlanamadığım şey hoyratlıktır " diyor. bu yaşarken hayatı damıtmaktan başka ne? okuduklarını anlamış bu koca yürek. gözlerinde birikmiş pekçok satır var. tüketmemiş ve tükenmemiş, sesindeki tortuda siyasete bulaşan pantolon paçalarının hemen, derhal kaçışı var. anarşizmini hayatın büyük çarşılarındaki görgüsüz yaşamlara katık etmemiş. topraktan getirdiği hüznü de, neş'eyi de, başkaldırıyı da düzene ayak uydurarak, ve profesyonelleşerek ziyan etmemiş. o oynarken bile ben ağlıyorum, oyunu gerçeğe feda etmemiş.