biz küçüktük
hbb vardı bir de iclal aydın
saçlarının renginden, annesi ile ilişkisinden
evlenmekten, hayattan, güzellikten...derken...
büyüdük
ne hayatın ne de aydının o kadar samimi olmadığını gördük.
yüzündeki ifadeyle ortalama düzey tv izleyicilerini kandırma kapasitesi yüksek olan kişi... nedense bende o samimi duyguları uyandıramıyor. sıkılıyorum kendisinden ve onu görünce içime bir hüzün çörekleniyor. bir de o ses tonu yok mu!!! şirin görünmeye çalışan ve zorla mutluluk saçma derdi olan 'çakma halkla ilişkiler'ciler gibi...
küçükken beni kucağına alıp gezdiren abla...yıllar sonra üniversitenin gazetesi için röportaj yaptığımda "inanmıyorum, sen o kadar yaramazdın ki, prizleri yalardın. prizleri yalayan kız, sen o kadar büyüdün mü?" diyerek, okul hayatım boyunca "prizleri yalayan kız" olarak anılmama neden olmuştur.
radyo d'de bir kadın programı yaparken ve programda çok havadan sudan şeyleri konu ederken tutup faks çekmiştim ve bu durumu eleştirmiştim. o zaman daha email falan yoktu herkeste. neyse, yazdıklarımı gayet ciddiye almış ki, tutup faksın üzerindeki telefon numarasından beni aradı, güzel güzel konuştu, neyi niye yaptığını anlattı, eleştirilerimi saygıyla karşıladığını, bunların kendisine ışık tuttuğunu falan söyledi. o gün bu gündür kendisinin bende ayrı bir yeri vardır. ayrıca iki aile dizisini mahallemizde çektikleri için sık sık görmüşlüğüm de var.