keske erkekler elif safak i dinlese nedir ?

keske erkekler elif safak i dinlese

  1. elif şafak'ın "aşk" romanını aldım ama henüz okuyamadım. "liste başı" olduğuna göre bir an önce okunması gereken, güzel bir roman.

    insan okumadığı bir kitap hakkında yazı yazar mı?

    aslında yazmaması gerekir. ama kapağını yazabilir.

    elif şafak, geçenlerde akp genel merkezi'nde "kütüphane söyleşileri"nin konuğu olmuş. son romanını anlatmış. genç bir erkek söz almış ve yazarla aralarında şu konuşma geçmiş:

    erkek: ben bu romanı otobüste işe giderken okuyamıyorum.

    şafak: neden?

    erkek: pembe kapaklı bir kitapla otobüste, ortalıkta dolaşamıyorum.

    yazar, bu diyaloğu, "aşk'ın bana yaşattığı güzellikler içindeki gölge" ya da "gül bahçesinde bir diken" olarak niteliyor. ve "erkekler pembeden rahatsız olmasın artık" diyor.

    keşke erkekler elif şafak'ı dinlese...

    türkiye'de erkek pembeden rahatsız olmuyor ki...

    pembeden korkuyor.

    ödü kopuyor.

    koskoca erkekler... palabıyıklı, dağ gibi adamlar... okumuşu, yazmışı, cahili, kabası, kibarı, evlisi, bekarı... pembeden korkuyor. o, doğanın en zarif, en narin, en güzel renginden korkuyor.

    çoğu bu yüzden pembeden kaçıyor. kimileri de kılıcı çekip, tetiğe asılıp vuruyor pembeyi:

    "boşanma davası açan, ayrı yaşadığı eşini randevu verdiği kafeteryada kurşun yağmuruna tuttu; genç kadın öldü, halası yaralandı."

    "alanya bize göre değil, adıyaman'a dönelim teklifini kabul etmeyen karısını kalbinden bıçaklayıp öldürdü."

    "aile meclisinin aldığı karar gereği genç kadın bıçaklandı, burnu ve kulakları kesilip boş bir araziye atıldı."

    "eski nişanlısıyla barışıp evlenmek istediğini söyleyen 18 yaşındaki genç kıza babası bıçak fırlattı. genç kız hastanede, 'et keserken düştüm, bıçak boğazıma saplandı' diyerek son nefesine kadar babasını korudu."

    "12 yaşındaki kıza 6 kişi tecavüz etti."

    başka örnekler vermeye gerek var mı?

    daha doğmadan "mavi" ve "pembe" giysileri (deli gömlekleri) hazırlanan insanlar ülkesinde daha fazla örneğe gerek yok. o ülkede erkekler korkaktır. korktukları için kadınları öldürürler. ya da döverler. ya da tecavüz ederler.

    yok yok.. hepsi öldürmez, hepsi dövmez, hepsi tecavüz etmez... kimileri de (çok büyük çoğunluğu) da kaçarlar.

    onlar "erkek"tirler. pembeden korkarlar. "kız rengi"nden korkarlar. elinde pembe kapaklı kitapla otobüste, uçakta, vapurda, sokakta, kahvede görülmekten korkarlar... bekir coşkun'un geçenlerde verdiği örnekteki gibi asansörde karşılaştıkları komşunun eşinin yüzüne bakmaktan korkaklar. dilek önder'in cuma günü köşesinde anlattığı gibi eşinin ve çocuklarının pembe plaj çantasını taşımaktan korkarlar. eşlerinin çarşıda, pazarda, alışverişte, tuvalete giderken "şunu biraz tutar mısın?" diye uzattıkları kadın çantasını tutmaktan korkarlar.

    onlar "erkek"tirler. 9-10 yaşlarında (çocuğun normal gelişimi gereği), kendi cinsleri ile kümeleşmişlerdir ve kazık kadar oldukları halde, hâlâ o kümeden çıkıp adam gibi adam olamamışlardır.

    o yüzden "pembe"ye de adam gibi bakamazlar.

    elif şafak'a, "ben bu pembe kapaklı kitabı otobüste, işe giderken okuyamıyorum" diyen genç erkek, belki de aralarında en dürüst, en açık sözlü olanıdır. çoğunun böyle itiraf edecek cesaretleri de yoktur.

    oysa pembe güzelliktir, pembe zarafettir... ve özellikle erkeklerin ruhuna girebilirse, pembe uygarlıktır.

    o zavallı (ama milyonlarca) erkeği "pembe bombardımanı"na tutmaktan başka çare yok galiba. kadınlar ve "pembeden korkmayan" erkekler el ele...

    hikmet bila / vatan
    (31/5/2009 11:22, junior)
    Facebook'ta paylaş