aşkını aldatmak suretiyle gizli gizli yaşamaya başlayıp, sonrasında kendine sorduğu "kocam mı? aşkım mı?" sorusuna yeni heyecanını tercih edip o'nun da eşinden ayrılmasına neden olan sinema yazarı...
ferhat göçer'le nasıl birlikte olduğunu anlayamadığım dişidir. çok iyilerine değil belki ama ondan daha iyilerine layıksın bacım. aklını başına topla demek istiyorum kendisine.
(bkz: sarı kanarya)
star gazetesinin dünkü manşet ayıbını kesip arşive kaldırdım, ibret belgesi olarak...
"hürriyet'in bayram şekeri" başlığını atmışlar, baktım bizim ömür gedik'in fotoğrafı var manşette.
ömür'ün geçen hafta yazdığı şu sözlerini alıp manşete koymuşlar;
"ramazan çadırını görünce 'köpekler için niye böyle çadırlar olmasın ki' dedim. sokak köpeklerine düzenli olarak yemek verilen çadırlar olsa fena mı olur"...
bunun oruç açmak için iftar çadırına gidenlere hakaret olduğunu düşünmüş star.
iç sayfaya da, "doğan grubu'ndan bayramlık hakaret" başlığını atmış.
insaf...
ayıp...
günah...
şu bayram gününde yaptığınız vallahi de günah, billahi de günah...
ne demiş ömür?
ramazan çadırları kapatılsın mı demiş...
orada orucunu açanlara en ufak bir söz mü söylemiş...
ramazan çadırı kaldırılsın yerine köpekler için çadır konsun önerisinde mi bulunmuş...
hayır.
iyi bir hayvansever olarak, son derece iyi niyetli "keşke sokak köpeklerinin de bir çadırı olsa" demiş.
ne var bunda?
bunun nesi hakaret?
ama at gözlüğü takıp, kafanızda sadece doğan grubuna saldırmak olursa en iyi niyetli öneriyi bile hakaret olarak görürsünüz.
görmeseniz de öyleymiş gibi sunarsınız.
mustafa karaalioğlu elini vicdanına koy ve söyle; ramazan çadırlarıyla ömür'ün önerisi karşı karşıya gelecek şeyler mi?..
eminim, hayır diyeceksin.
dilin demese de kalbin diyecek...
ama biliyorum başbakan 'boykot' dedi ya sen de doğan grubu gazetelerini 'halk düşmanıymış' gibi göstermek için bu başlıkları atmak zorundasın...
yoksa gram hakaret içermeyen bir yazının manşet olmayacağını, bir yazarın kişisel fikrinin de koskaca bir gruba mal edilmeyeceğini sen de bilirsin... *
bugün twitter da 'severek ayrilanlar bilirler ayriligi,yasarlar pismanligi.cok uzak sehirlerde ayni carpar iki yurek,beklendigini bilerek.bu sarknin yeri ayri' diyen sinema eleştirmeni.