su an istatistikler güncelleniyor. sistem biraz aheste olabilir.

ruhat mengi kimdir ?

ruhat mengi

> >>

  1. sürekli olarak 'kur'an'da baş örtme yoktur' diyerek yıllardır onu öyle anlayıp uygulayan insanların sinirlerini alt üst eden, star'daki programında heyacanlandığı gözlenen kadın gazetecilerden biri...


    (7/12/2007 21:31, diligecmiszaman)
    Facebook'ta paylaş

  2. ruhat mengi yle her açıdan programının cesur sunucusu.
    akp'ye karşı savaş bayrağını çekmiştir.
    aldığı konuklara saygılı, işlediği konuda bilgili bir gazeteci.
    pazar günlerinin vazgeçilmezi oldu.
    seviyeli siyaset programının adresi.
    (26/5/2008 00:11 ~ 26/05/2008 00:35, atilika)
    Facebook'ta paylaş

  3. 19 mayıs törenlerinde öğrencilerin giydiği kıyafetleri konusunda bülent arınç'la aynı fikirde olduğunu açıklayan yazar.
    www.medyasozluk.com/link.php?git=1881

    (bkz: iyi saatte olsunlar)

    (26/5/2008 02:55 ~ 26/05/2008 02:58, oke)
    Facebook'ta paylaş

  4. (16/7/2008 11:07, innocentevil)
    Facebook'ta paylaş

  5. "ekşisözlük'te adına girilmiş çok sayıda kötü entryi sildirmekle ünlü bir yazar." *
    (24/7/2008 14:25, somethingstupid)
    Facebook'ta paylaş

  6. "memleketin en çetrefil meselelerine, soru soran bir gazeteci mütevazılığıyla değil de, hepsinin künhüne varmış bir uzman edasıyla yaklaşan (zat). başörtüsü meselesini 'inceledim kur an'da yok. o zaman üniversitelere alınmasınlar.' formülüyle çözen o; 1915'te bu topraklarda neler oldu meselesini 'inceledim yok bir şey' formülüyle çözen o; kürt meselesini 'ona da baktım, kaynaşmışız biz, kaşıyorlar' formülüyle halleden (yine) o..." *
    (24/7/2008 14:28 ~ 24/07/2008 14:42, somethingstupid)
    Facebook'ta paylaş

  7. (2/9/2008 09:20, somethingstupid)
    Facebook'ta paylaş

  8. annesi siret ünaldı'yı kaybeden yazar.
    (17/12/2008 12:04 ~ 17/12/2008 12:09, junior)
    Facebook'ta paylaş

  9. (3/2/2009 12:25, junior)
    Facebook'ta paylaş

  10. şimdilerde ahmet hakan'a sarmış kişi.

    özür dilemeyi bilmek...

    şimdi ben ahmet hakan'a kendi deyimiyle "çakmayacağım", çünkü her ne kadar kendisi köşesinde insanların en ufak kusurlarını yakalayarak (yine kendi deyimiyle) karizmasını çizmekte sakınca görmüyor, herkese insanlık, onur, siyaset dersi veriyorsa da ve bu "son dakikada hastalanma" olayında bir özür dileme nezaketinde bile bulunmamışsa da ben her şart altında saygı üslubumu korumaya çalışırım. insanların kendi karizmalarını ancak kendilerinin çizebileceğine inanırım.

    ama dün köşesinde suçu yaşar nuri öztürk'ün üstüne yıktığını ve bunu "çemkirmiş, centilmenliğin gösterisini yapmaya bile gerek duymamış, kalitesini-gustosunu ortaya koymuş" gibi haksız cümlelerle yaptığını görünce son olarak kısa bir açıklama daha yazıp bu konuyu sonsuza kadar kapatmak zorunda hissettim kendimi...

    insanlar arka arkaya gönderdikleri mektuplarda kendisinin dün yazdığım maddelere cevap vermesini istiyorlar, bu onun bileceği konudur. o maddeler zaten program öncesinde ve sırasında yapılmalıydı, yapılmadı.

    bazı okurlarımız ise defne bayraktar örneğinde görüldüğü gibi (bkz. internet sitemizde yazıma gelen yorumlar) bana kızıyor: "ruhat hanım, gazeteci olduğunuz için tüm gazetecileri korumak gibi bir misyon üstlenmişsiniz. programda hiçbir gazeteciyi eleştirtmiyorsunuz. işte görün bakın kimleri koruduğunuzu" benzeri eleştiriler yazıyorlar.

    evet korurum, zira gazetecilerin eleştiri yapma hakkı meslek gereği herkesten fazladır, ayrıca hakarete varan bir eleştiriye bulunduğum ortamda, hele de tv programımda izin vermem.

    burada ahmet hakan'ın "kendi çağrısıyla oraya gelen ve kızgın olsa da gayet nazik bir üslupla hakan'a sitem eden" öztürk'e söyledikleri de ağır hakarete giriyor. eğer yaşar nuri bey programda hakan'a aynı şekilde hakaret etse ben bunu da durdurur, cevap verirdim.

    peki şimdi "hem suçlu, hem güçlü" pozisyonuna girip hakaret eden hakan'a ne demeli?

    pazartesi akşamı "frost-nixon" isimli bir filmde abd eski başkanı nixon'un (önce niyeti olmasa da mecbur kalınca) hataları için tv'de halktan özür dilediğini izledim. clinton da aynı şeyi yapmıştı. demek abd başkanları bile özür dilemeyi bir zaaf gibi görmüyorlar.

    oysa hakan şimdi "kendi isteğiyle formatını değiştirdiğimiz" ve zor durumda bıraktığı canlı yayın programın adını ağzına alma gereği bile duymuyor.

    kendisi "benim için yaşar nuri bitmiştir" diyor ama dünkü yazısına kimsenin inanmadığını sanıyorum, çoğu bana da yollanan mektuplardan anlamıştır.

    eğer ahmet hakan mide rahatsızlığı yaşadığını silivri'den kendisi anlatsa, bize ve izleyicilere "sözünü tutamamaktan üzüntü duyduğunu" üç cümleyle telefonda söylese ne bu hakaretlere, ne de kırgınlıklara gerek olmayacaktı. iyi ki güvenerek tüm programı sadece ikisinin tartışmasına ayırmamışım. düşünebiliyor musunuz?

    herkes kendini bitirebilir!

    ne yazık ki bu onun "ilk vakası" değil. geçen yıl benim de katıldığım bir '32. gün'e son dakikada katılmaktan vazgeçip telefonlarını kapattığında mehmet ali birand ve ekibinin nasıl sıkıntıya girdiğine şahit olmuştum.

    dün beni arayan bazı gazeteci arkadaşlar röportaj isteklerine de önce "olur" deyip sonra telefonlarını kapattığını söylediler.

    kötü bir alışkanlık değil mi bu? bence açık konuşamayan, özür dilemeyi de bilmeyenlerin başkalarına akıl vermesi, hele de kaliteden, gustodan söz etmesi kara mizah benzeri bir durumdur. bazen özeleştiri, özür dilemeyi bilmek herkes için özellikle de topluma "rol model" durumunda olanlar için kesinlikle şarttır.

    bana göre de konu sonsuza kadar bitmiştir. *
    (4/2/2009 19:27, odero)
    Facebook'ta paylaş

  11. > >>