türkiye'nin önde gelen nehirlerinden biri. ayrıca bu nehir kıyısında yapılan sakarya savaşı kurtuluş savaşı'nın önemli çarpışmalarındandır. ilk giriş olmamasına şaşırılmıştır.
deprem sonrasında istanbul u andıran görüntülerle dolup taşan şehir, doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım yer.
17 ağustos felaketinden sonra uzmanlar, "bu depremin psikolojik etkileri önümüzdeki on yıl içinde açığa çıkacak." demişlerdi. o zaman kimse iplememişti. bugün sakarya da depremi hatırlayan genç insanlarda her an açığa çıkmaya hazır bir psikopat ruh, asabiyet ve bilimum ruhsal buhranlar görülüyor.
halkı yobaz gibi görünür ancak mahalle aralarında her türlü fırıldak döner. herhangi bir parkta, tenhada, haplanarak patlayan ortaokul çocuklarını görebilirsiniz.
esrar sigaradan farksızdır. çoğu insan para vermez, her yerde bulunur çünkü. yeni neslin tercihi ise hap. hem ucuz hem de esrar gibi kafa yapmıyor, kanı kaynatıyor.
sahil kesiminde fındıkçılık yaygındır buna bağlı olarak türkiye de en çok tefeci bulunan memleket, sakarya ve sakarya nın sahil kesimidir. ayrıca doğu karadeniz de, istanbul da, eskişehir de, kısacası civar illerde ne kadar adam vurmuş, kız kaçırmış, namus meselesine karışmış adam varsa hepsi sakarya ya gelir saklanmak için.
halkın çoğunluğu milliyetçi gibi görünür ancak softa ve yobazdırlar, önceden saadet partisi fanıydılar şimdi gözdeleri ak parti. daha doğrusu allah kuran diyen kim olursa, oylarını ona verirler.
çark caddesi vardır bir de. çakma istiklal. caddenin yanpeç denilen müdavimleri bulunur, daha doğrusu biz yanpeç ya da apaçi diyoruz onlara. hepsinin saçları kalıptır, düz mantık ile yapılmıştır. üçgen şeklinde. ayrıca bu apaçiler eksi yirmi derece soğukta bile gömleklerinin üç düğmesini açıp, kıllı bağırlarını göstererek gezerler. üstlerinde çakma markalar vardır o kadar ki, bez ayakkabıyı alıp, üzerine converse arması diktiren birisini gözümle görmüşümdür.
velhasıl çok değişik bir memlekettir bizim memleket.