bittiğinde yüreğinizde bir daralma hissediyorsunuz. sinemanın içinde bulunduğu alışveriş merkezinin 'eğlenceli ortamını' acilen terk etmek istiyorsunuz. ama dışarıya çıktığınızda bile rahatlamıyor sizi açık hava...
sizinle benzer ideallerle büyüyüp yetişmiş bir gencin öyküsü "bir noktada" sizden ayrılıyor ve tam ters yönde ilerliyor. çünkü "o noktada", siz yoldan ayrılıp 'aydınlığa' saparken o, yönünü kaybetmeden dalıyor 'karanlığa' inatla. yıllar sonra siz hayat yolunda 'bir hayli' ilerlemişken o, cezaevinde 'hayata döndürülen' birçokları gibi, yıpranan zayıf ve yorgun bedeniyle karşınızda beliriveriyor bir filmin karesinde.
ıssız adam'daki gibi ağlayıp zırlayıp rahatlayacaklarını sananlara bu film kesinlikle önerilmez. zira bu film yitip giden bir aşka değil, yitip giden ve umrumuzda olmayan bir hayata, hayatlara dair...