kentlerde yaşayan amerikalıların asla vazgeçemeyecekleri üç-beş şeyden biri de sabah duş almadan sokağa çıkmamaktır. hadi geniş düşünelim, hepsi değilse bile yüzde 99’u böyle yapıyordur.
zaten sabahın erken saatlerinde metroda, starbucks’ta, bagelcide karşılaştığınız kadın ve erkeklerin bazılarının saçlarının hâlâ ıslak olduğunu görmek de şaşırtıcı bir durum değildir.
onun için başlıktaki “moda”nın bu ülkede pek tutmayabileceğini söyleyebilirim.
bununla ilgili haberi new york times’ın “styles” bölümünde okudum.
haberi yazan muhabir “bazı insanlar sabunu, şampuanı ve deodorantı bir kenara bırakmış olmalarına rağmen hâlâ arkadaşları, sevgilileri ve ofis işlerini sürdürebiliyorlar” diyerek hayretini de anlatıyor.
ben şaşırmadım tabii. biz alışkınız suya, sabuna dokunmadıkları halde işlerini sürdürebilen, sevgilileri ile gezip eğlenebilen insanların varlığına!
bu modanın yayılmasının en temel nedeni, yıkanma konusunda tembellik ya da suların akmıyor olması değil elbette. mesele yine dönüp dolaşıp “doğal yaşama geri dönüş” fikrine bağlanıyor.
“eskiden sabun mu vardı, deodorant mı vardı” gibi bir düşünce yani.
malibu’da yaşayan 55 yaşındaki jenefer palmer isimli kadın da bu modanın öncülerinden. deodorant ve parfüm asla kullanmıyor, her gün duş yapmayı ve şampuanı bırakmış, haftada üç gün kuru suyla yıkanıyor. ama eski alışkanlıklardan kurtulmak da kolay olmuyor ki her gün ıslak bir bezle koltukaltlarını, bacaklarının arasını, ayaklarını silip temizliyormuş.
bunu yapması normal görülebilir çünkü kendisi aynı zamanda organik cilt koruma ürünleri üreten bir şirketin sahibi ve ceo’su. 65 yaşındaki katherine ashenburg da bununla ilgili bir kitap bile yazmış. “kirdeki temizlik” adında! “bana pis katherine diyecekler belki ama hâlâ akşam yemekleri için davet alabiliyorum” diyor.
işi bu kadar abartmayanlar da var tabii. onlar her gün duş yapıyorlar ama deodorant gibi kimyasal ürünlerin vücutlarına değmesine karşılar.
duş aldıktan sonra deodorant yerine yarım kesilmiş limonu koltukaltlarına sürüp sokağa çıkıyorlar.
bu ülkede, bir müşterinin şikâyeti üzerine bir garsonun “ter koktuğu için” o anda işten atıldığına tanıklık etmiş biri olarak şaşırtıcı bir durum bu benim için.
ve umarım bu moda, abd’de doğup bir çılgınlık halinde dünyayı saran diğer şeyler gibi yaygınlaşmaz!