yilmaz erdogan kurtluk turkluk ve neseli hayat nedir ?

yilmaz erdogan kurtluk turkluk ve neseli hayat

  1. son zamanlarda bu kadar sahici, bu kadar sıcak bir türk filmi izlememiştim.

    yoksa yazan, yöneten, başrolü oynayan yılmaz erdoğan kürt kökenli bir yurttaş olduğu için türk-kürt filmi mi demem lazımdı.

    bilmiyorum.

    benim için önemli olan bunun içinde türkleri ve kürtleri birleştiren sımsıcacık, umut dolu bir film olması.

    günlerdir provokasyon, kapatma, gerilim derken bir türlü ''neşeli hayat''ı yazamadım.

    siyaset nedense hep sanata ağır bastı.

    oysa hemen yazmak düşüncesindeydim filmden çıkarken.

    yılmaz'la geçen sene mayadrom'da karşılaşmıştık, soğuk bir kış günü küçük armutlu'da çekim için mekan bakmaktan geliyordu.

    soğuktan donmuştu, tir tir titriyordu.

    o üşümelere, sıkıntılara değmiş.

    sapsahici bir film çıkmış ortaya, frank capra tadında.

    insanı hüzünlendiren, içini acıtan ama umutsuzluğa kaptırıp gözyaşına boğmayan bir film bu.

    içinde dediğim gibi türkler de var kürtler de.

    ama hiçbir şeyin, hiç kimsenin adı yok açık açık.

    bunu filmi görünce anlıyor, hissediyorsunuz.

    birleştikleri nokta yoksulluk bütün kahramanların.

    sabahtan akşama bir çarşıda tezgahtarlık yapanın da, küçük bir meyhane işletenin de, utana sıkıla noel baba olanın da.

    yoksulluğu insanın içini karartmadan göstermeyi başarmış yılmaz.

    bir de müthiş oynamış.

    levent'in, etiler'in hemen burnunun dibinde, dükkan'ların olduğu, kestirme yolların içinden geçtiği o gecekondularda nasıl hayatlar yaşandığını anlatmış.

    insanların etnik kimlklerini değil, sadece yoksulluğu paylaştıklarını göstermiş bize.

    uzun zamandır yapılmayan bir film
    tarzı bu.

    bence yılmaz'ın en etkili filmlerinden biri.

    sadece kendi oyunculuğu değil, tüm kadro açısından.

    müziği, kamerası, gerçekçiliği ile uzun zaman tadını unutamayacağınız bir film.

    size küçük armutlu dünyasına girme fırsatı veren ve bunu ağlamaklı bir havada yapmayan bir film.

    içinden çok çeşitli insanları geçtiği önemli bir ürün.

    insanın boşuboşuna yılmaz erdoğan olmadığını gösteren bir film aynı zamanda.

    çocuklarınızı da alıp götürün.

    sadece istanbul'un yoksul ve yoksun semtlerinde yaşamın nasıl olduğunu görmeleri için değil.

    paylaşmanın, yokluk içinde zenginliğin, mutlu olmak için sadece maddi varlıkların şart olmadığını görmeleri için.

    türk sineması mahsun kırmızıgül'den nuri bilge ceylan'a, cem yılmaz'dan yılmaz erdoğan'a giderek zenginleşen bir dünya.

    sayıları her geçen gün artan filmler, hem bu yaratıcılığın bir göstergesi, hem de halkın bu filmlere olan sevgi ve beğenisinin.

    aynı zenginliği ve yaratıcılığı, edebiyat dünyasında, plastik sanatlarda, bilimsel düşünce de görmek en büyük dileğimiz.

    bir pazar günü hoş vakit geçirmek, eve ağzınızda güzel bir tad, farklı bir ruh haliyle dönmek istiyorsanız, neşeli hayat'a gidin derim ben.

    bu film aynı zamanda, bu topraklardaki insanların niye bölünmeyeceğini de anlatıyor.

    gidin görün, hem keyif alın, hem korkularınızı yenin.

    eline sağlık yılmaz erdoğan, yenilerini bekliyoruz.

    ergun babahan / star
    (20/12/2009 11:33, vamp)
    Facebook'ta paylaş