su an istatistikler güncelleniyor. sistem biraz aheste olabilir.

zilan deresi olayi nedir ?

zilan deresi olayi

  1. 1930 yılında van'ın erciş ilçesinde adı geçen bölgede yaşanmış olaylardır.
    kürt köyleri yakılıp yıkılmış, çoluk çocuk, kadın erkek öldürülmüştür.

    16 temmuz 1930 tarihli cumhuriyet gazetesinden;

    "zeylan harekatinda imha edilenler 15.000'den fazladir" başlığıyla veriyordu.

    haber metninde ise "zilan deresi lebalep (ağzına kadar) ecsat (cesetler) ile dolmuştur" deniliyordu.

    devletin tedip ve tenkil hareketi sonucunda, 1930 eylülünde, zilan deresi bölgesinde hiçbir insan kalmadı. köyler ve yayladaki yerleşim yerleri yakılıp yıkıldı. zilan deresi, askeri yasak bölge olarak ilan edildi. bir süre sonra da devlet üretme çiftliği kuruldu.

    peki, sonra ne oldu?

    toplu kıyımla hiçbir canlının bırakılmadığı bu bölgeye, afganistan'dan soydaşlar, yani türkler getirilip yerleştirildi.

    ....harp tarihi arşivi'nde mevcut belgelerden alınmış olan bazı bilgilerin yer aldığı türkiye'de kürt isyanları (faik bulut) kitabında, genelkurmay başkanlığı'nın 1 temmuz 1930 tarihli emrine de yer verilmiş. genelkurmay başkanlığı, "ayaklanma sahasındaki köylerden, ayaklananlara katılmış olanların tamamı yakılacaktır." emrini veriyor.

    genelkurmay başkanlığı'nın 3 ağustos 1930'da yayınladığı emirde, ".. halka ayaklananların mutlaka cezalandırılacağı kanısını vermek için oramar olayına katılan köylerin ve yayladaki aşiretlerin tespiti ile bunların hava kuvvetleri ile bombardıman ettirilmesi gerekir" deniliyor.

    bu belgelerde,

    "2 temmuz 1930'da, kolordu bölgesinde şu hareket ve faaliyetler olmakta idi: kaymaz, haçan, kölesor, çilli ve osmanlı köyleri havadan bombalanmış; patnos bölgesinde ayaklananlara katılan köyler bomba ve makineli tüfek ateşi altına alınmış." olduğu yazılıdır.

    bu köylerde kadın, çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapılmadan toplu bir kıyıma girişilmiştir.köyler ve yaylalardaki yerleşim yerleri yakılmış ve tahrip edilmiştir. "

    www.google.com.tr/search?hl=tr&q=zilan+deresi+&meta=
    (9/3/2009 13:20 ~ 09/03/2009 13:21, odero)
    Facebook'ta paylaş

  2. (bkz: zilan)
    (9/3/2009 13:21, odero)
    Facebook'ta paylaş

  3. 'zilan deresi'nde 13 temmuz 1930 yılında yaşanan olaylardan şans eseri kurtulan susak, şimdi bulanık'ta dilencilik yapıyor. olaylar sonrası akli dengesini yitiren ve şimdi 95 yaşında olan susak, olaylardan sağ kurtulmayı başaranlarıdan haber alamadığını, o yüzden yıllardır tek başına yaşadığını söyledi. bulanık'ta kötü bir hayat sürdürdüğünü belirten susak, yaşadıklarını unutamadığını vurguladı.

    bulanık'ta halk tarafından "tayfunê zilani" olarak anılan susak, o günü şöyle anlattı: "yüzbaşı derviş bey'e bağlı askerler, isyana kalkışacağız diye bir anda zilan deresi'ndeki 7 köye baskın yaparak, taramaya başladılar. herkesi öldürmeye başladılar. kısa bir süre içinde ortalık cesetlerle doldu. ben de kaçarken yere düştüm. cesetlerin altında kaldım. benim öldüğümü zannettiler. bütün cesetleri üst üste yığdılar, ben de cesetlerin altında kaldım. askerler gittikten sonra ortaya çıktım. ancak ailemden sadece ben sağ kalmıştım. babam, annem ve bütün akrabalarım öldürülmüştü. çok az kişi sağ kurtuldu. kurtululanlar da benim gibi akli dengelerini yetirdiler."

    'zilan katliamından sonra esirlik başladı'

    olaylardan sonra tekrar askerlerce gözaltına alındığını belirten susak, şöyle devam etti: "bir süre sonra askerler tekrar bölgeye geldiler ve sağ kurtulanları muş, ağrı ve doğubeyazıt'a götürdüler. aralarında ben de vardım. buralarda günlerce aç kaldık ve işkencelere tabi tutulduk. daha sonra esir olarak birkaç yıl askerler için çobanlık yaptım. çobanlıktan sonra beni elazığ deliler hastanesi'ne gönderdiler. uzun bir zaman burada kaldım. burada hayvan muamelesi yapıyorlardı. hastanede çok acı çektim. burada ortalığın düzelmesi ile birlikte serbest bıraktılar. ben de tekrar köyüme gelmek istedim. ancak oraya gittiğim zaman evler dahi yoktu. ben de muş'a geldim. ve bulanık ilçesi'ne yerleştim. o günden bu yana buralarda dilencilik yaparak geçiniyorum."

    'burada rahat vermiyorlar'

    dönemin bulanık belediye başkanı'nın barınmak için kendisine tahsis ettiği evde tek başına kaldığını belirten susak, "devlet köylerimize afganlıları yerleştirdi, biz de sağ kalanlar ortada kaldık. sonra burada kalmaya başladım. dilencilik yapıyorum ama polisler sokaklarda dolaşmamı istemiyor" dedi.

    yakınları doğruluyor

    susak, o günden beri yakınlarından haber alamadığını belirtirken, erciş ilçe merkezinde oturan yakınları ise, susak'ın anlattıklarını doğrula****** yıllardır görüşmediklerini belirttiler.
    geliye zilan katliamı

    "ağrı dağı bozgunundan (ağrı isyanı: 1930) sonra kürtler akın akın geliye zilan'a sığınmışlardı. toplanan insanların sayısı hiç kimse tarafından hiçbir zaman saptanamadı. ama geliye zilan, tarihte benzeri olmayan bir katliama tanık oldu.

    gelinin giriş ve çıkışları tutulmuş, on binlerce asker tarafından baştan başa sarılmış, sonra kırım başlamış, kırım boyunca yer gök insan feryatlarıyla dolmuştu. yeni doğmuş bebekten 90'lık ihtiyara kadar her yaş ve cinsiyetten sayısız insan; mitralyöze tutularak, süngülenerek, buğday başağı biçilircesine yok edildi.

    devletin yarı resmi gazetesi durumunda olan cumhuriyet gazetesi, 16 temmuz 1930 tarihindeki sayısında zilan vadisindeki toplu katliamı şöyle veriyordu:

    "karaköse, 14 (özel muhabirimiz bildiriyor)- ağrı eteklerinde eşkıyaya katılan köyler yakılarak, ahalisi erciş'e sevk ve orda iskan olunmuştur. zilan harekatında imha edilen eşkıya miktarı, 15 binden fazladır. yalnız, bir müfreze önünde düşüp ölenler 1000 kişi tahmin ediliyor. zilan deresine sıvışan 5 şaki teslim olmuştur. buradaki harp, pek müthiş bir tarzda cereyan etmiştir.

    zilan deresi, lebalep cesetlerle dolmuştur."
    kaynak:ahmet kahramanı'ın kürt isyanları (tedip ve tenkil) kitabından (s.211,)

    www.medyasozluk.com/link.php?git=3720


    (9/3/2009 13:22, dm)
    Facebook'ta paylaş

  4. olayın tanığı kakil erdem'in anlattıklarına kulak verelim;

    van'ın erciş ilçesi sınırlarında yer alan zilan deresi'nde 1930 yılında yaşanan katliamın 94 yaşındaki tanığı kakil erdem, vahşetin gün yüzüne çıkmayan gerçeklerini diha'ya anlattı. tarih sayfalarına büyük bir utanç olarak kazınan katliamda askerlerin 35 yakınını öldürdüğünü belirten erdem, "askerler, hamile kadınların karnını deşiyorlardı. gözümün önünde 3 akrabamın kafa derisini yüzdüler. iki kardeşi ağaçlarla döverek öldürdüklerini gördüm. katliamda ölenlerin çoğu kurtuluş savaşı'nda savaşmış insanlardı. düşmana karşı birlikte savaştığımız insanlar daha sonra gelip bizi öldürdü" dedi.

    zilan deresi'nde 1930 yılında meydana gelen ve tarihe 'zilan katliamı' olarak geçen olaylar sırasında 15 bin kişi yaşamını yitirdi. katliamın yaşandığı dönemde hasanabdal, aks, şahbazar, doğancı, tendurek, çakırbey, yılanlık, harhus, babazeng, kömür, şor, şorik, mürşit, mescitli, karakilis, kündük, zorava, aryutin, hallacköy, koşköprü, kuruçem, mülk, yekmal, kilise, gosk, a.partaş, y.partaş, binesi, bunizi, pelexlu, kerx, sögütlü, mığare, kardoğan, kelle, hostekar, süvarköy, kızılkılise, ziyaret, hiraşen, komik, şeytanava, birhan ve yukarı koçköprü köyü ateşe verilerek yakıldı.

    o dönem devletin yarı resmi gazetesi durumunda olan cumhuriyet gazetesi, 16 temmuz 1930 tarihindeki sayısında zilan deresi'ndeki toplu katliamı şöyle veriyordu: "karaköse, 14 (özel muhabirimiz bildiriyor) - ağrı eteklerinde eşkıyaya katılan köyler yakılarak, ahalisi erciş'e sevk ve orda iskan olunmuştur. zilan harekatında imha edilen eşkıya miktarı, 15 binden fazladır. yalnız, bir müfreze önünde düşüp ölenler bin kişi olduğu tahmin ediliyor. zilan deresi'ne sıvışan 5 şaki teslim olmuştur. buradaki harp, pek müthiş bir tarzda cereyan etmiştir. zilan deresi, lebalep cesetlerle dolmuştur."

    katliamın tanığı anlatıyor

    katliam tarihinde 17 yaşında bir genç olan ve şu an kündük köyü'nde oturan 94 yaşındaki kakil erdem, o dönemin sağ kalan ender tanıklarından biri. o günleri ömrü boyunca hiç unutamadığını belirten erdem, "askerler, hamile kadınların karnını deşiyorlardı. hamile kadınları öldürüp, çocuklarını karınlarından çıkarıyorlardı. insanları gözlerimin önünde kesiyorlardı. benim gözümün önünde 3 akrabamın kafa derisini yüzdüler. iki kardeşi ağaçlarla döverek öldürdüklerini gördüm" dedi.

    'çoluk çocuk demeden öldürdüler'

    katliamın başladığı sırada dağlara kaçtığını ve saklandığı yerden olup biteni izlediğini belirten erdem, o gün gördüklerini şöyle anlattı: "7. kolordu'ya bağlı binlerce asker köylere geldi. zilan'da bulunan 72 köyün etrafını sardılar. bu köylerde bulunan çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demeden herkesi öldürdüler. askeri birliğin başında da ibrahim ve derviş beyler vardı. onlar insanları öldürdüğünde biz kaçıp saklanmak zorunda kaldık. bazıları da buğdayların ve eşyaların altında saklandılar. daha sonra dağlara kaçtık. günlerce dağlarda aç kaldık. askerler gittikten sonra köye geri döndük. 35 akrabamı öldürmüşlerdi. birçok insanı gözümün önünde kestiler. benim en büyük ağabeyim de sağ, o da bu olayları gördü."

    'katledilenlerin çoğu istiklal savaşı'nda düşmana karşı savaştı'

    erdem, olaylardan dönemin hükümetinin haberdar olduğunu da belirterek, "bence emri ismet inönü verdi. derviş bey alparslan türkeş'in babasıdır. katliamın baş sorumluları onlardır. olayları düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. o katliamı hiç unutamadım. esir alınanları da öldürdüler. bu katliamda ölenlerin çoğu kurtuluş savaşı'nda savaşmış insanlardı. bu ülke için de savaştılar. ben de bu ülke için askerliğimi sarıkamış'ta yaptım. düşmana karşı birlikte savaştığımız insanlar daha sonra gelip bizi öldürdüler" dedi.

    'o günkü zulüm bugün de sürüyor'

    zilan deresi'nde öldürülenlerin silahsız sivil insanlar olduğunu da belirten erdem, şunları söyledi: "kürtlerin elinde o zaman silah yoktu. hepsi masum insanlardı ve katliama uğradılar. o dönemde yapılan zülüm bugün de aynı şekilde devam ediyor. hiçbir şey değişmedi. bugün de kürtleri öldürmeye devam ediyorlar. zilan katliamından sonra esir alınanların çoğu öldürülürken, sağ kalanlar sürgüne gönderildiler." *

    (9/3/2009 13:26 ~ 09/03/2009 13:29, dm)
    Facebook'ta paylaş

  5. gün itibarıyla yıldönümüdür.
    (12/7/2013 15:43, junior)
    Facebook'ta paylaş